17 Ekim 2009 Cumartesi

San Diego Tıkırdatmaları - Herhangi bir gün

İçim bu kadar sıkılmasa, hiç yazacağım yoktu, hiçbir sosyal gümbürtüde ev saatiyle C.tesi 9.00 da kimseyi bulabileceğimi ummuyodum zaten. Hala türkçe klavyemin olabilmesini çok sevdiğimden rahat rahat yazabiliyorum. Zaten macbook sahibi olmamanını en güzel yanı da bu:) Uzaklara gelişim bir ay olmuş, zaman, özellikle haftalar çok çabuk geçiyor. Sanki hala geçen haftadaymışım gibi, halbukim evde C.tesi ( bakınız ne kadar dandirik bir zaman anlayışım var, hafta c.tesi?). Dün herzamanki gibi yarın bambaşka bir gün olacak diye karar verip yine bir önceki günkü manteliteyle yaşamış olmamak için bugün okulun yakınındaki Black's Beach'e gittim. Yapılacak dizi dizi ödev ve proje yığınını sallamayarak, Maike'nın aşırı-misafirperver ailesiyle kuzeydeki göl evi tatilinde olması sebebiyle, Cindy ve Allison'un da böyle iyiyiz biz demeleriyle ( bakınız birçok yabancı arkadaş edindim, hiç yanlız değilim) bir acele içinde bikinilerimi giydim, Pop-co cuğumu ve mini havlumu da alıp plaja doğru yollandım. Yolda kendime ABC ( American Born Chinese, çinli görünümlü amerigan) bir arkadaş da edinip, bol muhabbetli bir plaj çıkartması yaptım. Bir aydır burada olup okula 15 dakika uzaklıktaki plaja gidememiş olmanın verdiği üzüntüyü üzerimden attım, bir daha gelmek üzere plajla sözleştim, dönüşte de gerçekleştiremeyeceğim sabah erken kalkıp plaja koşuya gelme hayalleri kurdum. UCSD denizden bilmemkaç metre yukarıda olduğundan, plaj Çiçek ailesi bilir Kömür Limanı gibi dolambaçlı bir yola sahipti. Çıkışı da hiç durmamacasına 10 dk içinde yürüdüm, aslında dönüşün buradakilerin abarttığı kadar dik olmamasına sevindim. Plajın bir bölümü okula bir bölümü nudist( cıbıldaklıktan hoşlanan insanlara verilen ad) cemaatine ayrılmıştı. Ayrılmıştı derken, soyut anlamda, yoksa ben şöööyle bir yürüyüm diye sahil boyunca yaptığım yürüyüşte, sınır mınır olmadığını deneyimledim. Ben kimseyi cıbıldak görmekten hoşlanmıyoorum ama burdaki deyimle "nüdist plaj ama cıbıldak görmek istemeyeceğiniz cıbıldakgildenlerin yeri maalesef" tembihlerini de zihnimde doğruladım, ve cıbıldak amcaları görünce (önce cıbıldaklıklarından emin oldum) sonra da başımı öne eğip yürüyüşüme devam ettim. Koca koca dalgalarda sörf yapan insanlara bakıp iç geçirdim, neden sörf dersine gitmediğimi tekrar bir sorguladım ve bu diyarları sörf yapmayı öğrenmeden terk edersem daha da hayıflanacağımı sezdim. Gerçi okyanus(denüz değil) soğuktu, wet-suit( balıkkadın giyisisi)olmadan biraz üşüyebilirdim maazallah hastalık da kapabilirdim, zaten başvuru tarihinde yeterli nakit param da yoktu diye kendimi avuttum. Biraz güneşlendim, küçük plaj sinekleri kitap okurken pek rahat vermedi, sonrada biraz yürüdüm ve geri döndüm.

Akşamki dans partisi ve günbatımı izleme önerilerini geri çevirdim, kendimi yapılması gereken işlere odaklamaya çalıştım fakat beceremedim. Derken en iyisi içimi ihmal ettiğim bloğa dökeyim dedim. Yarın için yine erken kalkma planları kurdum. Nitekim yarın Fransız ev arkadaşımın doğumgünü, kendisi haftalık pişirdiğim muzlu keklere hayran ve doğumgünü için benden yine muzlu kek pişirmemi rica etti. Muzlu keke doğum günü pastası kıyafeti de giydirmem gerekecek sanırım. Ve buraya resim ekleyememenin verdiği hüzünle yazdıklarımı sonlandırmaya karar verdim.

03 Haziran 2009 Çarşamba

Dublin Macerası

Sonunda yazmaya fırsatım oldu. Üç gündür oradan oraya koşturup, bir yandan da çevremdekileri anlamaya çalışıyorum. İrlandalılar acayip bir ingilizce konuşuyor, ilk gün söylenenlerin yarısını anlayamadım, ikide bir what? what? diye sorup durdum. Gittikçe anlamaya başlıyorum ama şimdilik her şey zor görünüyor. Hala bir SIM cart alamadım, çünkü şehir merkezine gidip alışveriş yapmaya vaktim yok. Oradan oraya 10 kişilik bir grupla koşturunca alışveriş yapmak imkansız. Bugün çalışma ofisimize gittik, danışman hocam Prof. Barr SMyth ile konuştuk, mentorumla tanıştım vs.. Hava iki gündür çok güzeldi, ama bugün biraz daha soğuk. Sanki çevremdeki her şey çok anlamsızmış gibi, sanki Dublin'de değil de hiç de ilginç olmayan bir yerde çalışıyormuşum gibi. Zaten bilardoya benzeyen pool ball dedikleri oyundan da bir şey çakmıyorum. Söylenenleri anlayamamak çok ezik bir şey, ikide bir acaba doğru mu anladım, yok bu ingilizce ne demekti vs. diye düşünüp duruyorum.

Odamı bile yerleştirmeye ancak vakit bulabildim. Bir an önce kendimi bir düzene sokmam gerekiyor. Yemek işi de ilginç, ilk gün birşeyler atıştırdım, ikinci gün de Guiness StoreHouse a gittiğimiz için orada birşeyler yedim, akşam da bir pubda birşeyler atıştırdık. Yani daha doğru düzgün birşeyler yiyemedim. Ama mutfakta İrlandalı arkadaşların kap kacağı var ve herkes yemek yapmaya gönüllü. Sorun şu ki alışveriş merkezi yaklaşık yarım saat yürüyüş mesafesinde ve elimde poşetlerle yürümek çok kötü ve zaten insanlar sırt çantalarını alıp alışverişe gidiyorlar benim gibi gezmeye gider gibi değil.

Bİlgisayarımın kamerası da çalışmıyor zaten, skype ayarlarını yapmak da biraz uzun sürdü.

30 Ekim 2008 Perşembe

Yükleniyor...

Biraz daha bekleyin...
Az daha...
Hop...

Gezdim, gördüm, beğendim doğrusu. Uzun bir aradan sonra bu iyi geldi. Neler oldu neler :

- InterRail yaptım ki detaylara yavaş yavaş ulaşabilirsiniz, solda!
- Bir takım araştırma-geliştirme sürecine girmiştim, şu an rölantide gidiyorum, detaylar solda!
- Büyüdüm bir yaş daha :)

12 Nisan 2008 Cumartesi

Yaz geliyoor!

Sonbahardan beri yazmadığımdan, ilkbaharı da böyle kös kös geçirmemek için yeni gelişmelerle buradayım. Bu arada bir de ingilizce blog açtım wordpress'ten. Japonca yine tam hızıyla devam ediyor, interRail planları da tamam, bileti bile aldık ama şu Euro da düşerse tam süper olacak. Bunun yanısıra yaz okuluna kalmam sebebiyle yazın bir kısmını burada geçireceğim. Portakal Teknoloji'ye staj için kabul edildim tabi bir şey daha var ama o olmazsa büyük ihtimalle Java ve kriptoloji alanında kendimi geliştirmeyi planlıyorum.

BUCC cephesindeyse işler pek parlak sayılmaz. BİLMÖK ' te bir güzel eğlendikten sonra biraz hüzünlü biraz sevinçli ayrıldık bir dahaki BİLMÖK' ü Bilkentte yapamayacak olmamızın verdiği kasvetle.Linux seminerleri de bitti ancak önümüzdeki hafta için bir Java semineri düşünüyoruz gerçi daha cevap gelmedi konuşmacıdan.

Şimdilik böyle...

23 Ekim 2007 Salı

Hatebook

Facebook un büyüyüp büyüyüp kocaman olmasının ardından artık hergün facebook'a bakan , bakmadan uyuyamayan ve benim gibi bu konu hakkında bir yerlerde bahsedip popülerliğini arttıran bir sürü insan var. "Ebenizi de bulun " tarzındaki gruplardan , gayet faydalı paylaşımların olduğu gruplara kadar çeşitli şekillerde e-sosyalleşme faaliyetlerine katılmanızı sağlayan facebookdan ziyade Hatebooktan biraz bahsetmek istiyorum. Mesela ben direk nefret ettiğim bir insan hakkında yazı yazmaya çalışsam da sanırım isimleri kabul etmiyor. Olsun ben idiot başlığında bahsedebilirim:) Herneyse , onun dışında bir sürü nefret edebilir ya da nefret ettirebilirsiniz . Yahut başkalarının nefret ettiklerine ben de nefret ediyorum , ıyy diyebilirsiniz. İngilizce olduğunu hatırlatmakta fayda var.Yanlız anasayfada hate in önündeki 1010110 ve book ile arasındaki 011 sayılarını anlayamadım .Anlayan olursa hımm diyebilir ya da belki nefret edebilirim:) Günün birinde herşeyden nefret edeceksiniz gibi ironik bir amaçları olmasa da hakkında yazısında tamam yeter bu kadar okudunuz gidip nefret edin diyebiliyorlar.

06 Ekim 2007 Cumartesi

Bildir- geç

Yaklaşık bir senedir takip ettiğim bildirgeç'te internet, teknoloji ve tasarım gibi konularda bilgisayar dünyasıyla ilgili olan insanların (misal ben ) ilginç , faydalı ya da paylaşılmaya değer bulduğu bilgilerden yarlanıyorum.Ben de zaman zaman bildiri yayınlayıp günlüğe birşeyler karalıyorum.Pilli network tarafından kurulan bildirgeçten başka hafif ve uçandaire favorilerim arasında .Şurada benim bildirgeç yazılarım burada da hafif yazılarım mevcut.İşin çekici gelebilecek bir yanı da yazılarınızdan para kazanıyor olmanız .Her ne kadar 20$ olmadan paranızı alamasanız da sitenin gelirinin katkı sağlayanlar tarafından paylaşılması da gayet yazmaya teşvik edici.

25 Eylül 2007 Salı

Robo

Robo elinde kalemi , belinde kemeriyle programlama dünyasının junior robotlarından biri. Kendisiyle henüz yeni tanıştık ama pek anlaştığımız söylenemez çünkü biraz kıt ki her dediğinizi anlayamıyor.İleri , geri , şu kadar dön , kalemini cebine koy gibi sınırlı sayıda emiri yerine getirebiliyor ama çok itaatkar .Dediklerinizi algılayabildiği sürece öl deyin ölsün :)
Robo hakkında biraz daha ciddi bilgi şurada